Sinemanın en psikopat karakterleri
Tarih : 30.01.2010
Sinemanın en psikopat karakterlerinin fotoğrafları için tıklayınız
Favori film kahramanlarınız kim? Spiderman’dan Neo’ya, Roger Rabbit’den James Bond’a kadar birçok isim sayabilirsiniz, ama kendinizi kandırmayı bırakın artık, içinizde "Freddy Krueger" diyen bir “id” var işte, Freud amcanın yıllar önce söylediği gibi. Şimdi dosyamızı okuma ve psikopata özdeş aromalı favori kahramanınızı seçme zamanı. Bir daha asla sırtınızı duvara yaslamadan duş alamayacaksınız!
Freddy Krueger: Sinemanın seri katilleri arasında en kendine özgü, en esprili olanı demekten kaçınmıyoruz. Wes Craven icadı bu cıcık cıcık suratlı adam, bizim gibi pofuduk evlerde sevgi dolu bir aile ile büyümedi. Zavallı Freddy’yi yargılamadan önce bunu da düşünün.
Freddy Krueger, çocukları şekerle kandırıp bodrumuna götürdüğü için komşularınca linç edildi. Ama ölmesi hiçbir şey değiştirmedi, rüya iblisleri sadist karakterine hayran oldular ve bu âlemde sonsuz güce sahip olmasını sağladılar. O da gençleri rüyalarına girerek öldürmeye devam etti. Eğer Freddy bir kez peşinize düştüyse kurtulmanız için hiçbir yol yoktur, sizden önceki 35 genç gibi eninde sonunda uykuya dalacaksınız ve Freddy sizi orada bekliyor olacak. Üstelik elini kolunu keserek de durduramazsınız, o bunu zevk için kendisine yapıyor zaten. Kırmızı yeşil çizgili kazağı, eski püskü şapkası ve bizzat kendisi tarafından yapılmış eldiveni ile tanımamanıza imkân yok.
Jason Voorhees: "Ölmek bilmeyen seri katiller" ekolünün bir numaralı ismi Jason, kendine kariyer olarak yeniden dirilen psikopatlığı seçecek bütün gençlere ilham olmalı. Rekor denilebilecek sayıda cehennemden geri dönen Jason, vizyonunu asla daraltmadı, Crystal Lake kampından uzaya kadar vahşet saçmadığı yer bırakmadı. Vahşetten kastımız 146 ceset. Fena değil, ne dersiniz?
Jason’un yeniden dirilip gençleri parçalara ayırmasının altında da doğaüstü güçler var. Bir de annesi. Kampa eğlenmeye gelip işin ucunu kaçıran gençlerdenseniz dikkatli olmanızda fayda var. Gölde yüzerken, ormanda gezerken, odanızda uyurken, her an yeni sevimli bir arkadaş edinebilirsiniz. Zorunuz ne, deniz kıyısına filan gidin işte.
Leatherface: Bubba Sawyer, sinema tarihinin en psikopat ailesinin ürünü. 1976’da gösterime giren Tobe Hooper’ın elinden çıkma ilk “Texas Chainsaw Massacre”, perdeden şapır şapır kanlar akmayan, hatta bugünkü türdaşlarına göre oldukça az şiddet içeren bir filmdi. Ancak şiddeti göstermek değil sezdirmek konusunda onu geçen film daha çıkmamıştır. Peki bu terörün kaynağı neydi? Tabii ki Leatherface ve elektrikli testeresi.
Michael Myers: Bir cadılar bayramında çıldıran ve kız kardeşini öldüren Michael, psikolojik tedavi gören ender seri katillerden. Peki bir işe yaramış mı? Hayır! Hiçbir akıl hastanesi, 15 yıl sonra kaçıp cadılar bayramında terör estirmeye kaldığı yerden devam etmek isteyen bir ruh hastasını zapt edemez. Üstelik Michael Myers da arkasını doğaüstü güçlere dayamış durumda.
Pinhead: En ürkütücü Michael Myers mı demiştik? Kusura bakmayın, bir an ne dediğimizi bilememişiz. Karanlık güçlerin en yoğun desteklediği seri katilimiz Pinhead. Aslında cinayet onun için bir keyif değil bir yaşam biçimi. Üstelik Hellraiser, bir slasher filmi değil, yani amaçsız bir katil etrafta gezinip önüne geleni doğramıyor, düzgün bir hikâyesi, araştırınca içine girilen bir evreni var. Evren? Bildiğiniz cehennemden bahsediyoruz...
Bu haber 978 kez okundu.
